Bolşevik Devrimi’nden kaçan Ruslar Mahmutpaşa’da seyyar satıcılık yapıyor. Bu cümle doğru. Ama eksik.
1917’de rejim değişti. Asıl kalabalık 1920 Kasım’ında geldi. Kırım düşünce Wrangel Ordusu’nun gemileri Moda açıklarına yanaştı. 126 gemi. Yaklaşık 150 bin kişi.
İşgal altındaki İstanbul’un nüfusu bir anda şişti. Prens de vardı, kazak asker de, öğretmen de. Çoğu “birkaç ay kalır, evime dönerim” sandı. Dönemediler.
Para bitince unvan da bitti. Kimi çiçek sattı, kimi gazete, kimi oyuncak. Bu tezgahta ayakkabı bağcığı ve küçük eşyalar satıyorlar. Mahmutpaşa o işin mekanıydı. Çiçekçi Rus kadınların İstiklal’deki pasaja sığınmasıyla Cité de Péra’ya Çiçek Pasajı denecekti.
Hepsi seyyar kalmadı. Beyoğlu’nda Rejans, Turkuaz, Maxim açıldı. Borş, piroşki, stroganoff, “Rus salatası” masaya girdi. Erkekli kadınlı Karışık plaj, tombala, yaş pasta, Haraşo lakabı. Rejans’ta kasiyerin Petersburg matematik profesörü olduğu anlatılır. Abartı payı vardır muhtemelen ama tablo gerçekti: Rusların en iyi eğitimli insanları bile artık sokakta ya da hizmet sektöründeydi.
1926 bu fotoğrafın yılına aitse, ilk büyük göç dalgası çoktan dağılmış demektir. Paris, Belgrad, Sofya, New York. Beyaz Ruslar dünyaya dağıldı... İstanbul'da kalanlar ise birkaç binden fazla değildi. Avrupa'ya gidecek parası olmayıp, limanda gemilere umutsuzca bakanların arasında kontesler bile vardı...
Bugün ülkemizde Beyaz Rus torunu neredeyse kalmadı. Onlardan geriye Türk mutfağına karışmış birkaç lezzet, Karaköy’ün çatı katlarına gizlenmiş kiliseler ve bir gün evlerine döneceklerini sanan insanların yavaş yavaş unutulan hatıraları kaldı...
Post #4973
143
- 👍 4
- 🔥 1