"İran Türkleri’nin Dünü, Bugünü ve Geleceği" Konferansımızın Özeti (1/2)Dr. Babek Cavanşirİran ele alındığında, özellikle oryantalist yaklaşımların yarattığı çarpıtmaların da etkisiyle, zihinlerde çoğu zaman 2500 yıllık kesintisiz bir Fars medeniyeti anlatısı canlanmaktadır. Oysa konu, birinci el tarihsel kaynaklar ve veriler ışığında derinlemesine incelendiğinde, bu anlatının gerçeği yansıtmadığı; aksine İran Platosu’nun, tarih öncesinden başlayarak Türklerin gelip yerleştiği stratejik bir coğrafya olduğu açıkça görülmektedir. İran Platosu’ndaki Türk varlığını ve Türk kimliğini iki temel boyutta ele almak mümkündür. Bu boyutlar şunlardır:
1. Artzamanlı (tarihsel) ya da dikey boyut
2. Eşzamanlı (güncel) ya da yatay boyut
Artzamanlı (Tarihsel) ya da Dikey Boyut: İran Platosu’nda Türklerin varlığı, artzamanlı (tarihsel) açıdan değerlendirildiğinde, neredeyse tarihin her dönemine uzanmaktadır. Bununla birlikte Türkler, özellikle yaklaşık bin yıllık bir süre boyunca bu coğrafyada siyasal, askerî ve kültürel bakımdan başat ve belirleyici bir konuma sahip olmuşlardır. Öyle ki İran Platosu’nda şekillenen kültür, sanat ve edebî birikimin ortaya çıkışında Türk patronajı temel bir rol oynamıştır. Bu tarihsel süreklilik, Türk varlığının kimliksel bir derinlik kazanmasına yol açmış olup, bu yönüyle “dikey boyut” olarak da tanımlanabilir. Bu boyutun en çarpıcı ve özlü tanımlarından biri, tarih felsefesi ve sosyolojinin kurucu isimlerinden İbn Haldun’un el-Mukaddime adlı eserinde yer almaktadır. İbn Haldun burada İran Platosu’nu şu sözlerle nitelendirir. “İran toprağı Türklerin toprağıdır. (ارض ايران هي ارض الترك)”. Türklerin İran Platosu’na yönelik göç ve yerleşme hareketleri esas olarak üç ana güzergâh üzerinden gerçekleşmiştir: 1. Kafkasya ve Derbent Geçidi (kuzeyden), 2. Horasan bölgesi (doğudan) ve 3. Anadolu (batıdan).
İran Yaylası ile Türklerin tarihsel temasını kronolojik bir çerçevede aşağıdaki şekilde sınıflandırmak mümkündür:
1. İlkin Evre (M. Ö. 40.000-M. Ö. 9.000)
2. Aziyatik Kavimler ve Erken Türk Dönemi (M. Ö. 9000-M. Ö . 5. yy.)
3. İlk İranî-Aziyatik-Türk Dönemi (M.Ö. 559-M.Ö. 330)
4. Yunan ve Helenistik Dönem (M.Ö. 330-M.Ö. 64)
5. İslam Öncesi İranî-Türk Dönemi (M. Ö. 30-M. S. 852)
6. Arabî-Türk Dönemi (610-1258)
7. İranî-Türk İslam Dönemi (795-1187)
8. Türk Dönem (1037-1925)
9. 1925 Sonrası Dönemi (1925-)
Özellikle 1037 yılından sonra Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun kurulmasıyla birlikte, bu tarihten itibaren bölgenin (İran, Anadolu, Kafkasya, Irak, Suriye vb. bölgeler), daha özelde ise İran Platosu’nun, Türkler lehine hızla ve belirgin biçimde demografik bir dönüşüme girdiği görülmektedir. Türk nüfusu artmış, yerleşim alanları genişlemiş ve süreç içerisinde bölge giderek homojenleşen bir Türk coğrafyası hâline gelmiştir. Buna karşılık Selçuklu öncesi dönemde İran Platosu ve çevre bölgelerde (Anadolu, Kafkasya, Irak, Suriye vb. bölgeler) etnik ve dilsel açıdan bir homojenlikten söz etmek mümkün değildir. Aksine bu alanlar, son derece heterojen ve çok katmanlı bir etnik yapıya sahipti. Ancak bu heterojen yapı içerisinde dahi Türklerin, siyasal ve askerî bakımdan belirgin biçimde öne çıktıkları görülmektedir. Türkler, bir yandan bağımsız siyasî oluşumlar kurmuş, diğer yandan ise Türk olmayan devletlerin bünyesinde ordu kurumunu büyük ölçüde ellerinde tutarak, bu devletlerin askerî, idarî, siyasi, kültürel, sanatsal ve inançsal yapılarının Türkleşmesinde belirleyici rol oynamışlardır. Nitekim Selçuklu öncesi dönemde İran Platosu ve çevresinde tespit edilebilen Türk siyasi oluşumlarının sayısı yaklaşık yirmi iki (22) civarındadır. Bu durum, Selçuklu öncesinde dahi Türklerin bölgede yalnızca askerî bir unsur değil, aynı zamanda kurucu ve dönüştürücü bir tarihsel aktör olduklarını açıkça göstermektedir.
@Babek_Cavanshir